Aslında bu yazıyı çok önceden yazmayı planlamıştım ama şimdiye denk geldi. Tüm askerlere Yaşar Kurt’tan Anne gelsin.
korkuyorum anne al beni içine
alışamadım anne al beni yine
büyüdüm anne evler büyüdü
büyüdü pabuçlar yollar büyüdü
orduya istiyorlar savaş çıkar diyorlar
silah veriyorlar anne bana öldür diyorlar
yat diyorlar anne kalk diyorlar
beynimi yiyorlar anne beynimi yiyorlar
kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar
kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar
oyunu verme anne
oyunu verme anne
oyuna gelme anne
10 gündür yeni yerimde askerliğe alışmaya çalışıyorum. Evet burası maalesef Muğla’da deniz olmayan nadir yerlerden ve 3000 nüfuslu ufak bir ilçe. Benim gibi büyük şehre alışmış birine ilk anda itici geliyor. Eh artık kafa sıfırlama yeri diye avutmaya çalışıyoruz kendimizi. Bunun dışında karakolun imkanları (yemek, banyo …) gayet iyi. Ve tabi diğer yerlere göre daha olaysız.
Günlerim nasıl geçiyor dersek kolluk nöbeti, yatış ve karakol nöbeti üçlüsü ile üçer üçer devirmeye çalışıyoruz şafağı. Bir yandan uzun dönemleri idare etmeye çalışırken bir yandan da üstlerin işlerini görmeye çalışıyoruz. Bu bazen gerçekten sıkıcı ve sinir bozucu olabiliyor.
Tekrar yazmak dileğiyle. Herkese iyi bayramlar.
Şafak 116 ya da 117 (Tam rakam veremiyorum zira kesin saymaya daha başlamadım)
Muğla İl Jandarma Komutanlığı beklediğimden de konforluydu. Herhalde yemekte Magnum dondurma çıkan her gün duş yapılabilecek başka bir birlik bulamam. Tabi hasretlik evden ayrı kalma gibi duyguları da yaşamadım değil ama bundan kaçış yok.
28 Ağustos’taki yemin törenine kadar asfalt eriten bir sıcakta hababam bi yürüyüş gerçekten zordu ama bir şekilde o günler de geçti. Ardından silah eğitimi ve atışlar (g3 ve mp5 ile) derken acemi birliği bitiverdi ve bugün usta birliğine teslim olacağım. Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde ilçe jandarma komutanlığında görevime devam edeceğim.
Bir iki gün içinde sivil hayatıma 6 aylık kısa bir ara veriyor olacağım. Sivil kelimesini de kullanınca belli oldu tabi bu ayrılığın sebebi. Muğla İl Jandarma Komutanlığı’na kısa dönem jandarma er olarak teslim olacağım. Çıkan yer konusunda şanslı olduğumu düşünüyorum umarım bu fikrim değişmez.
5-6 ay içinde tekrar görüşmek üzere. Hakkınızı helal edin, sağlıcakla kalın.
Gidip de dönmemek dönüp de görememek var. Bu kalıp genelde ayrılıklarda helalleşmek için kullanılır. Ama bazen insan dönüp farklı şeyleri de yerinde bulamaığında da bir garip hüzünle kaplanıyormuş. Evet nerdeyse saat kulesi gibi “Ben bildim bileli orada” bir mekandı “Fil Pizza”. Hayatımda ne pizzasından yedim ne kapısından girdim. Ama o ben bildim bileli (hatta ablam, annem bildi bileli) oradaydı. 13 Mayıs’ta kupa finaline gittiğimde farkettim ki o da kapanmış. Nedeni kriz, ekonomik sebebpler midir bilmiyorum. Ama yıllardır aynı yerde olduğunu bildiğim şeyi görememek bir garip. Neyse umarım diğer semboller bunu yaşamaz (Mesela Sevinç ve Lozan pastaneleri)
Aslen adı “Pak Bahadur” olsa da biz İzmirliler olarak onu hep bahadır diye bildik. Bir değil birden çok neslin sevgilisydi o. Annemizin kolundan tutup hayvanat bahçesine sürüklediğimiz, çay bahçesinde semaverden çay içtiğimiz, Akasyalar’ın olduğu zamanlarda kalan bi hatıraydı bize. İzmir ve fuar bir simgesini daha kaybetti. İlerleyen yaşından dolayı riskli ameliyatı kaldıramadı. Her İzmirli’de bir hatırası ulan sevimli file Allah rahmet eylesin.
Ekleme: Aklıma gelmişken bir de şunu yazayım. Fuarda bu nostaljik dönemlerden lunapark (eski havasını yitirse de) ve paraşüt kulesi kaldı. Kuğu deniz bisikletleri de duruyor mu acaba?